Saturday, April 21, 2018

Kongre Bildiri

Bilişsel Bilim Alanlarında Öğrenim Gören Üniversite Öğrencilerinin İnsan Beyni ve Yapay Zekâ Hakkındaki Bilgileri

Asil Ali Özdoğru, Ömer Faruk Tan ve Emirhan Abacı

AMAÇ: Bilişsel bilim zihnin yapısını, işleyişini ve işlevini anlamayı hedefleyen disiplinler arası bir alandır. Psikoloji, felsefe, antropoloji, dilbilim, nörobilim ve bilgisayar bilimleri bu alanlarda yer almaktadır. Bu alanlarda yapılan çalışmalarda beyin ve zekâ konuları farklı açılardan incelenmektedir. Bu konular arasında insan beyni ve yapay zekâ son dönemlerde geliştirilen yöntem ve teknolojilerle çok daha ileri seviyede anlaşılabilmiştir. Her ne kadar bilim dünyasında bu konularda artan bir bilgi üretimi söz konusu olsa da genel olarak toplumda eksik ve yanlış bilgiler bulunmaktadır. Örneğin nöromitler, beynin mekanizmasına ve neler yapabileceğine dair sağlam bilimsel temelleri olmayan yanlış inanışlardır. Dünyanın farklı bölgelerinde üniversite öğrencisi ve öğretmenlerle yapılan çalışmalarda nöromitlerin oldukça yaygın olduğu görülmüştür (Rato et al., 2013). Bu çalışmada üniversitede bilişsel bilimle ilgili bölümlerde öğrenim gören öğrencilerin sahip oldukları nöromitler ve yapay zekâ hakkındaki bilgileri araştırılmıştır. YÖNTEM: İstanbul’daki bir vakıf üniversitesinin Psikoloji, Felsefe, Moleküler Biyoloji ve Genetik (MBG), Bilgisayar Mühendisliği lisans ve Nörobilim yüksek lisans programlarında öğrenim gören toplam 502 öğrenciye (%74 kadın, yaş ort. 22) anket uygulaması yapılmıştır. Ankette sosyodemografik bilgi formuna ek olarak, Dekker ve arkadaşları (2012) tarafından geliştirilen ve Karakuş (2014) tarafından Türkçe’ye uyarlanan 32 maddelik nöromit ölçeği ile araştırmacılar tarafından geliştirilen 22 maddelik yapay zekâ bilgi testi kullanılmıştır. BULGULAR: Nöromit ölçeği ve yapay zekâ testlerinden alınan puanlar yüzde olarak hesaplanarak katılımcıların nöromit ve yapay zekâ bilgi seviyeleri ortaya çıkarılmıştır. Tüm katılımcıların ortalama nöromit yüzde puanı 52,1 (SS=9,90), yapay zekâ bilgi puanı ise 47,4 (SS=11,7) bulunmuştur. Bölüm ve sınıf bağımsız değişkenleri ile nöromit ve yapay zekâ bilgisi bağımlı değişkenleri arasında yapılan iki yönlü varyans analizi hem bölüm ve sınıf değişkenlerinin hem de etkileşimlerinin bağımlı değişkeni istatiksel olarak anlamlı seviyede etkilediğini göstermektedir. Ayrıca yapılan korelasyon analizi nöromit puanlarının yapay zeka bilgisi ve sınıf seviyeleri ile negatif ve anlamlı, yapay zeka bilgi puanlarının ise hem sınıf hem de not ortalaması ile pozitif ve anlamlı ilişki içinde olduğunu göstermiştir. SONUÇ: Bulgular bilişsel bilim ile ilgili bölümlerde öğrenim gören öğrencilerin insan beynine dair yanlış inançlarının ve yapay zekâ hakkındaki doğru bilgilerinin bölüm ve sınıf seviyesiyle ilişkili olduğunu göstermektedir. Nöromitlerin ortalamada en az olduğu bölümler sırasıyla nörobilim, MBG, psikoloji, bilgisayar mühendisliği ve felsefedir. Yapay zekâ bilgisinin de ortalamada en yüksek olduğu bölümler sırasıyla MBG, bilgisayar mühendisliği, nörobilim, psikoloji ve felsefedir. Genel olarak da sınıf seviyesinin arttıkça nöromitlerin azaldığı ve yapay zekâ bilgisinin arttığı görülmüştür. Öğrencilerin akademik başarı durumlarının nöromit düzeyleriyle çok fazla ilişkili olmaması da yanlış inançların bilgiden ziyade başka faktörlerle ilişkili olduğu gerçeğini teyit etmektedir. Bu açıdan evrimsel psikoloji, öğrenme ve gelişimle ilgili evrilmiş ön yargıların tespiti ve iyileştirilmesinde işlevsel olabilir (Howard-Jones, 2014). Bu çalışmada elde edilen bulgular, özellikle insan beyni ve yapay zekâ konularında uzmanlaşan öğrencilerin mevcut bilgi ve inançlarının karşılaştırmalı olarak ortaya konmasına yardımcı olurken, alanda çalışan eğitmen ve araştırmacılar için yol gösterici mahiyettedir.

Atıf: Özdoğru, A. A., Tan, Ö. F. ve Abacı, E. (2018, Nisan). Bilişsel bilim alanlarında öğrenim gören üniversite öğrencilerinin insan beyni ve yapay zekâ hakkındaki bilgileri. 1. Uluslararası Evrimsel Psikoloji Kongresinde sunulmuş bildiri, İstanbul, Türkiye.

Friday, March 2, 2018

Research Article

Registered Replication Report: Dijksterhuis and van Knippenberg (1998)

Michael O’Donnell, Leif D. Nelson, Evi Ackermann, Balazs Aczel, Athfah Akhtar, Silvio Aldrovandi, Nasseem Alshaif, Ronald Andringa, Mark Aveyard, Peter Babincak, Nursena Balatekin, Scott A. Baldwin, Gabriel Banik, Ernest Baskin, Raoul Bell, Olga Białobrzeska, Angie R. Birt, Walter R. Boot, Scott R. Braithwaite, Jessie C. Briggs, Axel Buchner, Desiree Budd, Kathryn Budzik, Lottie Bullens, Richard L. Bulley, Peter R. Cannon, Katarzyna Cantarero, Joseph Cesario, Stephanie Chambers, Christopher R. Chartier, Peggy Chekroun, Clara Chong, Axel Cleeremans, Sean P. Coary, Jacob Coulthard, Florien M. Cramwinckel, Thomas F. Denson, Marcos Díaz-Lago, Theresa E. DiDonato, Aaron Drummond, Julia Eberlen, Titus Ebersbach, John E. Edlund, Katherine M. Finnigan, Justin Fisher, Natalia Frankowska, Efraín García-Sánchez, Frank D. Golom, Andrew J. Graves, Kevin Greenberg, Mando Hanioti, Heather A. Hansen, Jenna A. Harder, Erin R. Harrell, Andree Hartanto, Michael Inzlicht, David J. Johnson, Andrew Karpinski, Victor N. Keller, Olivier Klein, Lina Koppel, Emiel Krahmer, Anthony Lantian, Michael J. Larson, Jean-Baptiste Légal, Richard E. Lucas, Dermot Lynott, Corey M. Magaldino, Karlijn Massar, Matthew T. McBee, Neil McLatchie, Nadhilla Melia, Michael C. Mensink, Laura Mieth, Samantha Moore-Berg, Geraldine Neeser, Ben R. Newell, Marret K. Noordewier, Asil Ali Özdoğru, Myrto Pantazi, Michał Parzuchowski, Kim Peters, Michael C. Philipp, Monique M. H. Pollmann, Panagiotis Rentzelas, Rosa Rodríguez-Bailón, Jan Philipp Röer, Ivan Ropovik, Nelson A. Roque, Carolina Rueda, Bastiaan T. Rutjens, Katey Sackett, Janos Salamon, Ángel Sánchez-Rodríguez, Blair Saunders, Juliette Schaafsma, Michael Schulte-Mecklenbeck, David R. Shanks, Martin F. Sherman, Kenneth M. Steele, Niklas K. Steffens, Jessie Sun, Kyle J. Susa, Barnabas Szaszi, Aba Szollosi, Ricardo M. Tamayo, Gustav Tinghög, Yuk-yue Tong, Carol Tweten, Miguel A. Vadillo, Deisy Valcarcel, Nicolas Van der Linden, Michiel van Elk, Frenk van Harreveld, Daniel Västfjäll, Simine Vazire, Philippe Verduyn, Matt N. Williams, Guillermo B. Willis, Sarah E. Wood, Chunliang Yang, Oulmann Zerhouni, Robert Zheng, Mark Zrubka

Dijksterhuis and van Knippenberg (1998) reported that participants primed with a category associated with intelligence (“professor”) subsequently performed 13% better on a trivia test than participants primed with a category associated with a lack of intelligence (“soccer hooligans”). In two unpublished replications of this study designed to verify the appropriate testing procedures, Dijksterhuis, van Knippenberg, and Holland observed a smaller difference between conditions (2%–3%) as well as a gender difference: Men showed the effect (9.3% and 7.6%), but women did not (0.3% and −0.3%). The procedure used in those replications served as the basis for this multilab Registered Replication Report. A total of 40 laboratories collected data for this project, and 23 of these laboratories met all inclusion criteria. Here we report the meta-analytic results for those 23 direct replications (total N = 4,493), which tested whether performance on a 30-item general-knowledge trivia task differed between these two priming conditions (results of supplementary analyses of the data from all 40 labs, N = 6,454, are also reported). We observed no overall difference in trivia performance between participants primed with the “professor” category and those primed with the “hooligan” category (0.14%) and no moderation by gender.

Keywords: priming, replication, intelligence

Citation: O’Donnell, M., Nelson, L. D., Ackermann, E., Aczel, B., Akhtar, A., Aldrovandi, S., . . . Zrubka, M. (2018). Registered Replication Report: Dijksterhuis and van Knippenberg (1998). Perspectives on Psychological Science, 13, 268-294. https://doi.org/10.1177/1745691618755704

Tuesday, January 2, 2018

Bilgilendirme

Gönderen: Nursena Balatekin
Tarih: 02 Ocak 2018 20.00
Konu: Zihinsel Durum Araştırması
Alıcı: Katılımcılar

Merhaba,

2016 Güz döneminde katıldığınız “Zihinsel Durum Araştırması” sonuçlarına dair sizi bilgilendirmek isterim.

Bu araştırma kapsamında sizlerden bilgisayar ortamında bir takım görevleri yerine getirmenizi, bazı test sorularını cevaplamanızı ve iki farklı ölçeği kâğıt üzerinde tamamlamanızı talep etmiştik. Görevlerden önce kendinizi bir üniversite hocası ya da futbol holiganı olarak düşünmenizi istemiştik. Bu araştırmada kişilerin takındıkları sosyal rollerin onların bilişsel performanslarına etkisi inceleniyordu. Yaptığımız araştırma 1998 yılında Dijksterhuis ve van Knippenberg tarafından yayımlanmış bir çalışmanın replikasyon çalışmasıydı.

Dijksterhuis ve van Knippenberg orijinal çalışmalarında kendilerini üniversite hocası olarak düşünen katılımcıların test performanslarının kendilerini futbol holiganı olarak düşünenlere göre %13 daha iyi olduğunu bulmuştu. Bizim yaptığımız replikasyon çalışmasında 19 farklı ülkeden 40 laboratuvarda 6.454 katılımcı ile bu bulgu test edildi. Bulgularımız önceki çalışmada belirtilenden farklı olarak üniversite hocası veya futbol holiganı rollerinin bilişsel performansa etki etmediğini ve cinsiyetin de belirleyici bir faktör olmadığını ortaya koydu.

Araştırmamızın sonuçlarını içeren İngilizce makaleye ve Dijksterhuis’ın yorumuna şu bağlantıdan erişebilirsiniz: https://www.psychologicalscience.org/publications/replication-dijksterhuis-van-knippenberg

Bize sağladığınız veriler farklı çalışmalarda da kullanılmaya devam ediyor. Çalışmalarımızı takip etmek isterseniz aşağıdaki adreste bulunan ağ güncemizden ilgili bilgilere ulaşabilirsiniz.

Tekrar çalışmamıza katıldığınız için teşekkür eder, yaşamınızda sağlık ve huzur dolu günler dilerim.

Nursena Balatekin
Proje Koordinatörü
https://ozarge.blogspot.com.tr/

Saturday, December 23, 2017

Çalıştay Bildiri

Bilgi Evine Katılımın Öğrencilerin Gelişimine Etkisi: Bir Pilot Çalışma

Asil Ali Özdoğru, Hatice Semiz ve Ömer Açıkgöz

Okul dışı zaman etkinlikleri eğitim programları içerisinde yer alan öğrencilerin öğrenim ve gelişimleri açısından önemli bir fırsat sunmaktadır. Çağdaş eğitim programları okuldaki dersler ile sınırlı kalmayıp okul dışı zamanlarda gerçekleştirilen aktivite ve etkinliklerle öğrencilerin gelişimini destekleyebilmektedir. Bireysel farklılıkların yoğun bir şekilde yer bulduğu kalabalık sınıf ortamlarında öğrenci merkezli bir eğitim anlayışının hayata geçirilmesi çok mümkün olamamaktadır (Pehlivan, 1993). Okul dışı zamanlarda farklı kurumlar tarafından sunulan etkinlik ve programlar öğrencilerin daha bireyselleştirilmiş ve yapılandırılmış bir eğitim alabilmesine olanak sağlayabilmektedir. Bu tür sosyal programlar özellikle dezavantajlı gruplardan gelen öğrenciler için koruyucu ve geliştirici olabilmektedir. Örneğin, yapılan araştırmalarda düşük sosyoekonomik düzeyin okul sorunları, duygusal güçlükler, yıkıcı davranış bozuklukları ve uyum bozukluğu ile ilgili olduğu görülmüştür (Selimhocaoğlu, 2009). Bu koşullar altındaki öğrencilerin gelişimlerinin desteklenebilmesi için okul dışı zamanlarının iyi bir şekilde kullanılması ve programlanması gerekmektedir. Son 10 yılda Türkiye’de yerel yönetimlerce sosyal belediyecilik anlayışıyla kurulan Bilgi Evleri öğrencilerin okul dışı zaman kullanımları ve gelişimleri açısından işlevsel bir role sahiptir. Çoğunluğu İstanbul’da yer alan Bilgi Evlerinin, toplamda 23 farklı şehirde, 54 farklı kurum bünyesinde ve 249 oluşum şeklinde ortaya çıktığı görülmüştür (Karadeniz, 2017). Bununla birlikte alanyazında Bilgi Evleri ve bunların gelişimsel etkileri üzerinde yeterli sayıda ve kalitede çalışma bulunmamaktadır. Bu çalışmada İstanbul’da sosyoekonomik düzeyi düşük bir bölgede hizmet veren bir Bilgi Evinin öğrencilerin gelişimleri üzerindeki etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Nitel araştırma yöntemi kullanılan bu çalışmada İstanbul’un Anadolu Yakasındaki bir Bilgi Evine devam eden öğrenci ve öğretmenlerle odak grup ve bireysel görüşme gerçekleştirilmiştir. Bilgi Evinin gerçekleştirdiği yaz okulu programında yapılan bu çalışmaya 14 kız ve 12 erkek toplam 26 öğrenci katılmıştır. Öğrenciler bölgedeki farklı ilkokulların 2, 3 ve 4. sınıflarını bitirmiştir. İki araştırmacı tarafından öğrencilere önceden hazırlanmış görüşme soruları grup ortamında sorulmuş ve cevaplar ses kayıt cihazı ile kaydedilmiştir. Ayrıca Bilgi Evinde görev alan bir kadın öğretmen ile de yarı yapılandırılmış yüz yüze görüşme gerçekleştirilmiştir. Görüşmeler sonucu elde edilen veriler kayıt cihazı ve notlardan bilgisayar ortamında yazılı metne dönüştürülerek veri kodlaması ve çözümlemesi için hazır hale getirilmiştir. Öğrenci ve öğretmenlerden elde edilen verilere bakıldığında Bilgi Evinin çocukların gelişimleri üzerindeki etkisi farklı açılardan ortaya çıkmaktadır. Çocuklar zamanlarının büyük bir kısmını, özellikle okul sonrası zamanlarını, hafta sonlarını, kış ve yaz tatillerinin belirli günlerini Bilgi Evinde geçirdiklerini ve burada olmaktan genellikle memnuniyet duyduklarını belirtmektedirler. Çocuklara göre Bilgi Evini okuldan ayıran en büyük özellik zamanlarını burada eğlenceli ve öğretici bir şekilde geçirmeleridir. Öğretmenlerin çocuklarla oyunlar oynaması, dersleri eğlendirerek anlatması, sınavlarına hazırlıkta yardım etmesi ve Bilgi Evi içerisinde geleneksel oyunlar ile kültürel eğitimlere yer verilmesi çocukların Bilgi Evine olan ilgisini arttırmaktadır. Öğretmen görüşmesinden elde edilen veriler de Bilgi Evinin çocukların okula devamlılığını arttırdığını, okul dışı zamanlarını daha geliştirici hale getirdiğini, akademik başarı ve motivasyonlarını desteklediğini göstermektedir. Bulgular Bilgi Evinin öğrencilerin hayatında önemli bir yer teşkil ettiğini ve gelişimlerini desteklediğini göstermektedir. Öğrencilerin ilgi ve memnuniyetinin yanı sıra öğretmenin olumlu düşünce ve beklentileri görüşmelerde ortaya çıkan temalar arasında yer almaktadır. Sınırlı bir grupla derinlemesine yapılan bu çalışmanın bulguları, Bilgi Evinin katılan öğrenciler üzerindeki olumlu etkilerini ortaya koyarken daha geniş katılımlı ve nicel çalışmaların bu programların bireysel ve sosyal etkilerini test etmeleri faydalı olacaktır.

Atıf: Özdoğru, A. A., Semiz, H. ve Açıkgöz, Ö. (2017, Aralık). Bilgi evine katılımın öğrencilerin gelişimine etkisi: Bir pilot çalışma. Sosyal Politikalar: Kurumlar ve Bireyler Çalıştayında sunulmuş bildiri, İstanbul, Türkiye.

Sunday, October 8, 2017

Conference Paper

Neuromyths: A Challenge for Learning and Teaching Neurosciences

Asil Ali Özdoğru and Nursena Balatekin

Neuromyths are misconceptions generated by misunderstanding or misquoting of facts established by neuroscience about various topics such as critical periods, bilingualism, and hemispherization. Many teachers and students believe in these neuromyths, which present a great challenge for the meaningful learning and use of neuroscientific knowledge. The availability and dissemination of questionable content through various traditional and social media outlets fuels the spread of neuromythical ideas. This paper outlines the common neuromyths and proposes ways to deal with them for learners and teachers. In order to battle and supress neuromyths, neuroscientists and educators should increase collaboration and teachers should adopt more effective teaching strategies to deal with misconceptions.

Citation: Özdoğru, A. A., & Balatekin, N. (2017, October). Neuromyths: A challenge for learning and teaching neurosciences. Paper presented at the 4th International Conference on Computational and Experimental Science and Engineering, Antalya, Turkey.

Sunday, December 25, 2016

Çalıştay Bildiri

Erken Çocukluk Bakımı ve Eğitimi Programlarının Geliştirilmesi ve Değerlendirilmesi

Asil Ali Özdoğru ve Ömer Açıkgöz

Erken çocukluk yılları yaşam boyu süren insan gelişimi için zengin bir potansiyel sunmaktadır. Bu dönemde sağlanan erken bakım ve eğitim insan gelişiminin tüm alanlarında kalıcı etkilere sahip olabilir. Boylamsal çalışmalar kaliteli erken bakım ve eğitim programlarına katılan çocukların yaşamlarının ilerleyen dönemlerinde daha iyi gelişimsel çıktılara ulaştıklarını göstermektedir. Kaliteli bakım ve eğitim, bireylerin yanı sıra toplulukların ve toplumun olumlu gelişiminde hayati önem taşımaktadır. Kaliteli eğitim programlarının geliştirilmesi ve değerlendirilmesi detaylı ve sistematik bir planlama, uygulama, izleme ve değerlendirme gerektirir. Erken çocukluk bakımı ve eğitimi doğumdan okul çağına kadar olan çocukluk çağında öğrenme ve gelişim için hedefe yönelik erken müdahale sağlayan bir dizi hizmettir. Bu hizmetler; hayatın ilk yıllarındaki bebek bakımını, okul öncesi dönem için erken eğitim programlarını, okul öncesi ve sonrası saatlerde okul dışı bakımı ve küçük çocukların ebeveynleri için verilen bilgi ve eğitim hizmetlerini kapsamaktadır. Erken çocukluk eğitimi geniş bir hizmet yelpazesini kapsadığı için bu programların geliştirilmesi ve değerlendirilmesinin odak ve hedefleri arasında farklılıklar olmaktadır. Bununla birlikte kaliteli program geliştirme ve değerlendirme girişimlerinin uygulanması bazı ortak nitelikleri paylaşabilir. Bu çalışma, erken bakım ve eğitim programı geliştirme ve değerlendirmede çeşitli alanlardan gelen yüksek kaliteli araştırma ve değerlendirme bulgularına dayanan mevcut bilginin bir sentezini sağlayacaktır. Ayrıca Türkiye’deki erken bakım ve eğitim hizmetlerinde program geliştirme ve değerlendirmeye ilişkin mevcut kural ve düzenlemeler incelenecektir. Alanyazın ve mevzuatın gözden geçirilmesine bağlı olarak erken çocukluk bakım ve eğitim programı geliştirilmesi ve değerlendirilmesine yönelik politika ve uygulama önerileri sunulacaktır.

Atıf: Özdoğru, A. A. ve Açıkgöz, Ö. (2016, Aralık). Erken çocukluk bakımı ve eğitimi programlarının geliştirilmesi ve değerlendirilmesi. Sosyal Politikalar: Kurumlar ve Bireyler Çalıştayında sunulmuş bildiri, İstanbul, Türkiye.

Monday, October 3, 2016

Kitap İncelemesi

Gelişim Süreci Odağında Ergenlik Psikolojisi

Asil Ali Özdoğru, Betül Sağlam, Ömer Açıkgöz

Ergenlik dönemi insan yaşamında önemli yer tutan bir gelişim evresidir. Bu dönem ergenlerin en yakınları olan ailelerini bile kendilerine çok uzak hissettikleri bir dönemdir. Hem birey olarak ergenlerin, hem de gelişimsel dönem olarak ergenliğin yeterince iyi anlaşılamaması kişilerarası ve toplumsal düzeyde sorunların çözümünü zorlaştırmaktadır. Türkiye’de ergenlik konusunda yerel, güncel, erişilebilir ve anlaşılır bilimsel yayınlara gereksinme vardır. Bu bağlamda, 2013 yılında yayımlanan Dr. Aydın Çivilidağ’ın ‘Gelişim Süreci Odağında Ergenlik Psikolojisi’ kitabı hem toplumu aydınlatmaya, hem de alandaki eksiklikleri gidermeye yardım edebilecek bir eserdir…

Atıf: Özdoğru, A. A., Sağlam, B. ve Açıkgöz, Ö. (2016). [Gelişim süreci odağında ergenlik psikolojisi kitabının incelemesi, A. Çivilidağ]. Anadolu Psikiyatri Dergisi, 17, 427. http://www.scopemed.org/fulltextpdf.php?mno=236923