Monday, February 5, 2024

Research Article

A Multilab Replication of the Induced-Compliance Paradigm of Cognitive Dissonance

David C. Vaidis, Willem W. A. Sleegers, Florian van Leeuwen, Kenneth G. DeMarree, Bjørn Sætrevik, Robert M. Ross, Kathleen Schmidt, John Protzko, Coby Morvinski, Omid Ghasemi, Andrew J. Roberts, Jeff Stone, Alexandre Bran, Amélie Gourdon-Kanhukamwe, Ceren Gunsoy, Lisa S. Moussaoui, Andrew R. Smith, Armelle Nugier, Marie-Pierre Fayant, Ali H. Al-Hoorie, Obed K. Appiah, Spencer Arbige, Benjamin Aubert-Teillaud, Olga Bialobrzeska, Stéphanie Bordel, Valerian Boudjemadi, Hilmar Brohmer, Quinn Cabooter, Mehdi Chahir, Ianis Chassang, Armand Chatard, Yu Yang Chou, Sungeun Chung, Mioara Cristea, Joséphine Daga, Gregory J. Depow, Olivier Desrichard, Dmitrii Dubrov, Thomas R. Evans, Séverine Falkowicz, Sylvain Ferreira, Tim Figureau, Valérie Fointiat, Théo Friedrich, Anastasia Gashkova, Fabien Girandola, Marine Granjon, Dmitry Grigoryev, Gul Gunaydin, Şevval Güzel, Mahsa Hazrati, Mai Helmy, Ayumi Ikeda, Michael Inzlicht, Sara Jaubert, Dauren Kasanov, Mohammad Mohsen Khoddami, Taenyun Kim, Kiyoshi Kiyokawa, Rabia I. Kodapanakkal, Alexandra Kosachenko, Kortney Maedge, John H. Mahaney, Marie-Amélie Martinie, Vitor N. Mascheretti, Yoriko Matsuda, Maxime Mauduy, Nicolas Mauny, Armand Metzen, Eva Moreno-Bella, Miguel Moya, Kévin Nadarajah, Pegah Nejat, Elisabeth Norman, Irmak Olcaysoy Okten, Asil A. Özdoğru, Ceyda Ozer, Elena Padial-Rojas, Yuri G. Pavlov, Monica Perusquia-Hernandez, Dora Proost, Aleksandra Rabinovitch, Odile Rohmer, Emre Selcuk, Cécile Sénémeaud, Yaniv Shani, Elena A. Shmeleva, Emmelie Simoens, Kaitlin A. Smith, Alain Somat, Hayeon Song, Fatih Sonmez, Lionel Souchet, John J. Taylor, Ilja van Beest, Nicolas Van der Linden, Steven Verheyen, Bruno Verschuere, Kevin Vezirian, Luc Vieira, Sera Wiechert, Guillermo B. Willis, Robin Wollast, Ji Xia, Yuki Yamada, Naoto Yoshimura, and Daniel Priolo

According to cognitive-dissonance theory, performing counterattitudinal behavior produces a state of dissonance that people are motivated to resolve, usually by changing their attitude to be in line with their behavior. One of the most popular experimental paradigms used to produce such attitude change is the induced-compliance paradigm. Despite its popularity, the replication crisis in social psychology and other fields, as well as methodological limitations associated with the paradigm, raise concerns about the robustness of classic studies in this literature. We therefore conducted a multilab constructive replication of the induced-compliance paradigm based on Croyle and Cooper (Experiment 1). In a total of 39 labs from 19 countries and 14 languages, participants (N = 4,898) were assigned to one of three conditions: writing a counterattitudinal essay under high choice, writing a counterattitudinal essay under low choice, or writing a neutral essay under high choice. The primary analyses failed to support the core hypothesis: No significant difference in attitude was observed after writing a counterattitudinal essay under high choice compared with low choice. However, we did observe a significant difference in attitude after writing a counterattitudinal essay compared with writing a neutral essay. Secondary analyses revealed the pattern of results to be robust to data exclusions, lab variability, and attitude assessment. Additional exploratory analyses were conducted to test predictions from cognitive-dissonance theory. Overall, the results call into question whether the induced-compliance paradigm provides robust evidence for cognitive dissonance.

Keywords: Cognitive dissonance, induced compliance, counterattitudinal essay, attitude change, replication, multilabs

Citation: Vaidis, D. C., Sleegers, W. W. A., van Leeuwen, F., DeMarree, K. G., Sætrevik, B., Ross, R. M., Schmidt, K., Protzko, J., Morvinski, C., Ghasemi, O., Roberts, A. J., Stone, J., Bran, A., Gourdon-Kanhukamwe, A., Gunsoy, C., Moussaoui, L. S., Smith, A. R., Nugier, A., Fayant, M.-P., . . . Priolo, D. (2024). A multilab replication of the induced-compliance paradigm of cognitive dissonance. Advances in Methods and Practices in Psychological Science, 7(1), 1-26. https://doi.org/10.1177/25152459231213375

Media: Multilab replication challenges long-held theories on cognitive dissonance. (2024, February 14). Observer. https://www.psychologicalscience.org/publications/observer/multilab-replication-cognitive-dissonance.html

Saturday, July 15, 2023

Research Article

Turkish University Students' Social Support, Daily Activities, Self-Supportive and Health Risk Behaviors During COVID-19 Pandemic

Gülsen Erden, Sami Çoksan, Asil Ali Özdoğru, Aysun Ergül-Topçu, Yakup Azak, Gözde Kıral Uçar, Hale Ögel-Balaban, İlkiz Altınoğlu Dikmeer, Yeşim Yasak

The present study investigated the relationship between social support, self-supportive behaviors, health risk behaviors, and daily activities of Turkish university students during the first wave of the Coronavirus Disease 2019 pandemic. We aimed to reveal how an unexpected global crisis may affect the association between social indicators and health risk behaviors among university students. As part of a large international study, a total of 7,125 university students (71% female) with a mean age of 23.50 (SD = 6.08) from eight universities in Türkiye responded to an online survey during May 2020. Having a romantic relationship and significant other made a difference in students' health risk behaviors and daily activity indicators before and during the pandemic. Self-supportive behaviors and social contact predicted health risk behaviors and daily activity indicators, which differed according to residence location during the pandemic. Findings showed that Turkish university students' health risk behaviors and daily activity choices were influenced not only by the limitations of the pandemic but also individual behaviors and conditions as well as social relationships.

Keywords: University students, COVID-19, social support, health risk

Citation: Erden, G., Çoksan, S., Özdoğru, A. A., Ergül-Topçu, A., Azak, Y., Kıral Uçar, G., Ögel-Balaban, H., Altınoğlu Dikmeer, İ., & Yasak, Y. (2023). Turkish university students' social support, daily activities, self-supportive and health risk behaviors during COVID-19 pandemic. Polish Psychological Bulletin54(1), 37-47. https://doi.org/10.24425/ppb.2023.144881

Friday, May 19, 2023

Kongre Bildiri

Erken Çocuklukta Fonolojik Farkındalık, Teknoloji Kullanımı ve Ebeveyn Tutumu: Bir Karma Yöntem Araştırması

Beyza Nur Akbulut ve Asil Ali Özdoğru

Fonolojik farkındalık, dilin fonetik yapısını tanıma ve değerlendirme becerisidir. Okuryazarlığın gelişiminde önemli ön becerilerden biri olan bu farkındalık çocuklarda iki yaşından itibaren görülebilmekle beraber üçüncü yılda belirginleşerek dört ve beş yaşlarında daha hızlı gelişir. Fonolojik farkındalığın gelişiminde çocuğun yaşı, anne babanın eğitim seviyesi, gebelik ve doğum süreci ile serbest zaman aktiviteleri gibi birçok etmenin önemli etkiye sahip olduğu bilinmektedir (Fröhlich vd., 2013). Bu araştırmada, altı ve yedi yaşındaki çocukların fonolojik farkındalık düzeylerinin çocukların teknoloji kullanımı ve anne babalarının ebeveyn tutumları ile olan ilişkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada karma yöntem tasarımlarından kısmen karma sıralı baskın statülü tasarım kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, İstanbul’da Millî Eğitim Bakanlığına bağlı resmî ilkokulların birinci sınıfında öğrenim gören 16’sı kız, 14’ü erkek ve yaşı 80-89 ay arası (Ort. = 84,50; SS = 2,60) olan 30 çocuk ve onların annelerinden oluşmaktadır. Çocukların fonolojik farkındalık düzeylerini belirlemek için çocuklara Yangın-Erdoğan-Erdoğan Fonolojik Farkındalık Ölçeği (Yangın vd., 2011) uygulanmıştır. Çocukların teknoloji kullanımını belirlemek amacıyla araştırmacı tarafından hazırlanan Teknoloji Kullanım Anketi ile annelerin ebeveyn tutumlarını ölçmek üzere Karabulut Demir ve Şendil (2008) tarafından geliştirilen Ebeveyn Tutum Ölçeği annelere uygulanmıştır. Ayrıca çalışma grubundan seçilen dört anne ile yarı yapılandırılmış görüşme yapılmıştır. Araştırmanın sonucunda elde edilen bulgularda çocukların fonolojik farkındalık düzeyleri ile teknoloji kullanımı ve ebeveyn tutumu arasında istatiksel olarak anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Gün içinde üç saat ve üzeri teknolojiyle vakit geçiren çocukların fonolojik farkındalık düzeyleri, gün içinde 1-2 saat arasında teknolojiyle vakit geçiren çocuklara kıyasla anlamlı derecede daha yüksek çıkmıştır. Ebeveyn tutumlarından sadece aşırı koruyucu ebeveyn tutumu ile çocukların fonolojik farkındalık düzeyleri arsında pozitif yönde ve anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Çalışmanın nitel sonuçlarına göre annelerin ebeveyn tutumları hakkında farkındalık sahibi oldukları ve bu tutumlarını açıklarken alanyazına paralel ifadeler kullandıkları görülmüştür. Ayrıca çocukların dil gelişiminde teknoloji kullanımının ve ebeveyn tutumlarının etkili olduğu yönünde anne görüşleri gözlenmiştir. Bu bulgular alanyazın ışığında değerlendirildiğinde, fonolojik farkındalık, ebeveynlik tutumu ve teknoloji kullanımı arasındaki ilişkilere yönelik önceki araştırma bulgularıyla kısmen örtüşmektedir. Yapılacak yeni araştırmalarda teknoloji kullanımı ve ebeveyn tutumlarıyla ilişkili diğer değişkenlerin daha derinlemesine çalışılması yararlı olacaktır.

Atıf: Akbulut, B. N. ve Özdoğru, A. A. (2023, Mayıs 19-21). Erken çocuklukta fonolojik farkındalık, teknoloji kullanımı ve ebeveyn tutumu: Bir karma yöntem araştırması [Sözlü bildiri sunumu]. XI. Ulusal Dil ve Konuşma Bozuklukları Kongresi, İstanbul, Türkiye. https://www.dkbk.org/

Saturday, March 11, 2023

Kongre Bildiri

60-72 Aylık Çocukların Duygu Düzenleme ve Sosyal Becerileri Üzerinde Altı Oturumluk Bir Eğitim Uygulamasının Etkisi

Sevda Çekim ve Asil Ali Özdoğru

Erken çocukluk dönemindeki duygusal ve sosyal gelişim, ergenlik ve yetişkinlik dönemine de yansıyan etkileri nedeniyle yaşam boyu gelişimsel çıktılara sahiptir. Bu dönem, duygu düzenleme ve sosyal becerilerin gelişiminde önemli role sahip bir gelişim evresidir (Harrington vd., 2020). Bu araştırma çalışmasında altı oturumluk bir duygu düzenleme eğitimi programının 60-72 aylık çocukların duygu düzenleme ve sosyal becerilerinin gelişimindeki etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Yarı deneysel desen kullanılan bu araştırmanın çalışma grubunu 2021-2022 Eğitim-Öğretim Yılında Batman il merkezinde bulunan Milli Eğitime bağlı bağımsız bir anaokuluna devam etmekte olan yaş ortalamaları 66,27 ay (SS=3,61) olan otuz çocuk oluşturmaktadır. Deney grubunda yedi kız sekiz erkek toplam 15 çocuk, kontrol grubunda ise altı kız dokuz erkek olmak üzere toplam 15 çocuk yer almıştır. Deney grubunda yer alan çocuklara haftada bir 90 ila 120 dakikalık grup oturumundan oluşan altı haftalık bir eğitim programı uygulanırken kontrol grubundaki çocuklara uygulanmamıştır. Her iki grup ön test ve son test aşamalarında öğretmenleri tarafından Duygu Düzenleme Ölçeği (Batum ve Yağmurlu, 2007) ve Okul Öncesi Sosyal Beceri Değerlendirme Ölçeği (Ömeroğlu vd., 2014) ile değerlendirilmiştir. Elde edilen verilerin istatistiksel analizleri için Shapiro-Wilk Normallik Testi, Ki-Kare Testi, Mann-Whitney U Testi ve Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi uygulanmıştır. Analiz sonuçlarına göre duygu eğitimi uygulanan deney grubundaki çocukların sosyal beceri ve duygu düzenleme becerileri son test puanları kontrol grubundaki çocukların puanlarından istatistiksel olarak anlamlı seviyede daha yüksek bulunmuştur. Deney grubundaki çocukların ön test ve son test puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı seviyede farklılık bulunmuştur. Çalışmanın bulguları, uygulanan program içeriği ve uygulama koşulları ile kavramsal ve yöntemsel konular üzerinden tartışılmıştır.

Atıf: Çekim, S. ve Özdoğru, A. A. (2023, Mart 10-12). 60-72 aylık çocukların duygu düzenleme ve sosyal becerileri üzerinde altı oturumluk bir eğitim uygulamasının etkisi [Sözlü bildiri sunumu]. 5. Uluslararası Pozitif Psikoloji Kongresi, İstanbul, Türkiye. https://ppcongress.com/

Kongre Bildiri

İstismar Mağduru Çocuğu Olan Annelerde Ebeveynlik Tutumu ve Travma Sonrası Gelişim

Nagihan Aluç ve Asil Ali Özdoğru

Çocuk istismarı sadece çocuklar için değil ebeveynler için de travmatik nitelikte bir yaşam olayıdır. Çocuğu istismara uğrayan ebeveynler kayıp ve yas deneyimleri ile travma sonrası stres belirtileri gibi tepkiler geliştirebilmektedir. Travmatik olayların ardından bireylerde sadece ruhsal zorluklar değil travma sonrası büyüme ve gelişim de gözlenebilmektedir. Travma sonrası gelişim, stresli olaylar ile mücadele etme sonucunda kişide ortaya çıkan pozitif psikolojik değişimler şeklinde tanımlanmaktadır (Tedeschi ve Calhoun, 2004). Travma sonrası gelişim deneyimlerinde kişide yaşanan olaydan fayda alma, kişisel kaynakların değerlendirilmesi, uyum sağlama becerisinin gelişmesi gibi olumlu değişimler görülmektedir. Anne babaların travma sonrası gelişimleri birçok etmenle ilişkili olabilmektedir (Dirik ve Ayas, 2018; Li vd. 2012). Alanyazında yer alan çalışmalarda çocuk istismarıyla ilgili olarak daha çok çocukların travma sonrası gelişimleri ele alınırken ebeveynlerin travma sonrası gelişimini inceleyen çalışmaların sayıca az olduğu görülmüştür. Bu çalışmada çocuğu istismara uğrayan annelerin travmatik nitelikteki bu yaşantının ardından gösterdikleri travma sonrası gelişim ve ebeveynlik tutumları arasındaki ilişkiyi incelemek amaçlanmıştır. Çalışma ilişkisel tarama modelinde olup kesitsel bir araştırmadır. Çalışma grubunda çocuğu anne dışında bir kişi tarafından istismar mağduru olan, Kocaeli İlindeki Sosyal Hizmet birimlerine durumu bildirilen ve değerlendirmesi yapılan çocukların anneleri yer almaktadır. Araştırmaya katılan 80 anneye demografik bilgi formu, Anababalık Stilleri ve Boyutları Ölçeği Kısa Formu ve Travma Sonrası Gelişim Ölçeği yüz yüze bir şekilde uygulanmıştır. Elde edilen verilerle yapılan analizlerde demokratik ebeveyn tutumu ile travma sonrası gelişim arasında pozitif yönde ve istatistiksel olarak anlamlı düzeyde bir ilişki olduğu bulunmuştur. Demokratik ebeveyn tutumu, travma sonrası gelişimin alt boyutları olan başkalarıyla ilişkilerde değişiklik, hayat felsefesinde değişiklik ve kendini anlamadaki değişiklik ile de anlamlı bir ilişkiye sahiptir. Otoriter ve izin verici ebeveyn tutumları ile travma sonrası gelişim arasında anlamlı bir ilişki görülmemiştir. Çocukların uğradığı istismar sonrasında ebeveynlerdeki etkinin anlaşılması çocuğa ve aileye sağlanan destekle ilgili olması nedeniyle büyük önem taşımaktadır. Araştırmanın bulguları ilgili alanyazın temelinde tartışılarak sonuçlar, kısıtlılık ve yapılacak çalışmalara öneriler sunulmuştur.

Atıf: Aluç, N. ve Özdoğru, A. A. (2023, Mart 10-12). İstismar mağduru çocuğu olan annelerde ebeveynlik tutumu ve travma sonrası gelişim [Sözlü bildiri sunumu]. 5. Uluslararası Pozitif Psikoloji Kongresi, İstanbul, Türkiye. https://ppcongress.com/

Monday, March 6, 2023

Ansiklopedi Maddesi

Sekme Oyunu

Asil Ali Özdoğru

Sekme Oyunu, çocuk ve ergenler tarafından Anadolu’nun farklı yörelerinde oynanan araçlı ve kurallı bir geleneksel çocuk oyunudur. Doğal oyuncaklardan çomak (tahta, sopa, değnek) kullanılarak oyunun adında yer alan sekme hareketinin yaptırıldığı oyun, gruplar hâlinde ve açık alanda oynanmaktadır.

Oyunun tarihiyle ilgili net bir bilgi tespit edilemese de Sekme Oyunu’nun doğal araçlarla oynanan basit ve kolay bir oyun olması eski bir oyun olduğunu göstermektedir. Oyun malzemesi ve oynanış biçimiyle benzer bir oyun olan Çelik Çomak Oyunu, Kaşgarlı Mahmut’un hazırladığı Dîvânu Lugâti’t-Türk adlı eserde bahsi geçen en az bin yıllık bir oyundur (Yıldırım, 2010). Sekme Oyunu’nun da benzer bir geçmiş ve gelişime sahip olabileceği düşünülebilir. ...

Atıf: Özdogru, A. A. (2023). Sekme oyunu. Geleneksel sporlar ve oyunlar ansiklopedisihttps://encyclopedia.worldethnosport.org/spor-detay/sekme-oyunu

Ansiklopedi Maddesi

Sapankaya Oyunu

Asil Ali Özdoğru

Sapankaya Oyunu, Anadolu’nun çeşitli bölgelerinde çocuk ve ergenler tarafından oynanan araçlı ve kurallı bir geleneksel çocuk oyunudur. Oyun, el yapımı oyuncaklardan sapanın bir türü olan ve oyuna adını veren sapankaya kullanılarak gruplar hâlinde ve açık alanda oynanmaktadır.

Oyunun tarihine dair çok bir bilgi bulunmasa da oyun malzemesinin basit, geleneksel ve yaygın bir oyun aracı olması eski bir oyun olduğunun işaretidir. Farklı ad ve türleri olan sapan, savaş ve avcılıkta da kullanılan insanlık tarihi kadar eski bir oyuncaktır (Sarbay, 2022: 14). Türkiye’de 1990’lı yıllara kadar çocukların oyunlarında önemli bir yer tutan sapan, Dîvânu Lugâti’t-Türk ve Dede Korkut Hikâyelerinde yer almaktadır (Tokuz, 2011: 111). Kaşgarlı Mahmut’un hazırladığı Dîvânu Lugâti’t-Türk’te adı tawran ve tış olarak geçen sapan, Dede Korkut Hikâyelerinden “Salur Kazan’ın Evi Yağmalandığı Boyunu Beyan Eder” adlı öyküde Karaçuk Çoban’ın sapanını kullanması ve düşman askerlerini yenmesi şeklinde anlatılmaktadır. ...

Atıf: Özdogru, A. A. (2023). Sapankaya oyunu. Geleneksel sporlar ve oyunlar ansiklopedisihttps://encyclopedia.worldethnosport.org/spor-detay/sapankaya-oyunu